Yazılarım
 

 
GEZERKEN ÇOCUKLA(Ş)

GEZERKEN ÇOCUKLA(Ş)

Oğlum büyüyor, zaman ne çabuk geçiyor? Dün gibi… Büyümesi işime geliyor biraz da itiraf edeyim. Neden mi? Artık onu alıp çıkabiliyorum özgürce. Kendi ayakları üzerinde durabiliyor. Koş dediğimde koşabiliyor ya da o bana koş diyebiliyor. Bebeklikten çocukluğa adım atıyor delikanlı. Bebekken yönümüzü ben belirlerdim. Şimdi ise yavaş yavaş kendi yönünü belirlemeye başladı kerata. Hatta bazen inatlaşıyor.

icerikResimler/830976059_93870.jpg
Beton yığınları arasında, kart-kredi borçları içinde kaybolduğumuz bu YY. da biraz toprak biraz gökyüzü ile haşır neşir olma çabası bu bizimkisi. İnanın ki iyi geliyor insana. Unuttuğumuz bazı duyguları hatırlıyoruz mu desem ya da duygular orda biz onların yanına gidiyoruz mu desem, ne desem? Buldum ‘’MUTLU’’ oluyoruz desem yeter... sade bir ‘’MUTLULUK’’

Oğlum ile gezmek, dolaşmak, tırmanmak, bisiklet binmek, hayal kurmak, saçma sapan saçmalamak, evde oturup tv izlemekten, telefon kurcalamaktan, oyuncak oynamaktan, o korkunç masallardan daha iyi geliyor. Evet masallara dikkat edin biraz :)

Bu kısa tatilimize  iki mağara bir volkanik krater çukuru ve bir göl sığdırdık. Biraz da en uçlara gittik, yükseklerden baktık. Bir nevi sıyrıldık biraz, bazıları sıyırdığımı da düşünüyor olabilir. Çocukla ne işin var uçurumlarda? :)

icerikResimler/830976059_62484.jpg

Evde dört duvar arasında çocukla diyaloğa geçmek başka, böyle yükseklerde geçmek başka. Ağzından çıkanlar bambaşka. Bir psikolog değilim ama bunu gözlemleyebilecek kadar analiz yeteneğim var diye düşünüyorum. Çocukta farklı etkiler bıraktığını da anladım biraz. Mesela bir keresinde şunu yaşadım;

‘’ baba beni dağa çıkarmıyorsun artık, küstüm’’ :)

***

Mağaralardayız. Dar ve merdivenli bir geçit var. Zifiri karanlık. Üst kata çıkmak için o yollardan geçmeliyiz. Oğlum ilk denemesinde ‘’baba çıkamam’’ dedi. Geri döndük. Biraz sonra dışarılarda dolanırken ‘’geri dönelim baba çıkmak istiyorum’’ dese de nafile. Gittik merdivenlere birkaç adım attı ‘’yok baba dışarı çıkalım’’ dedi. Üstelemedim. Yine dışarı çıktık. Dolandık biraz. Ama hissediyordum içten içe kendisi ile savaşıyordu. Nasıl mı hissediyordum? Her zaman dolanırken çenesi düşen oğlan ara ara sessizleşiyor kendisi ile hesaplaşıyordu. Ve beklediğim oldu. ‘’baba bu sefer cesaretimi topladım hadi gidelim’’ dedi. Gittik. Açıkçası benim bile tırstığım o karanlık merdivenlerden çıktık, yavaş yavaş telefon ışığımız ile… Oğlumun kendi içinde hesaplaşması, kendisini aşması, kendi ile yüzleşmesi çok hoşuma gitti. Zaten gezilerimizde tanık olmak istediğim de bu. Yaşayarak öğrenme önemli. Kitaplar bir yere kadar, sonrası sende gizli.

icerikResimler/830976059_81416.jpg

İçerde sorular sorup durdu bizimkisi. Eskiden insanların buralarda yaşadığını söylesem de pek oturtamadı gibi kafasında. Ne de olsa apartman çocuğu. Şimdilik dünyayı hep aynı şekli ile algılıyor. Tehlikelerden korunmak için yükseklerde yaşadıklarından bahsettim biraz. Aklı canavarlara gitti hemen. En büyük tehlikenin bazı tür insanlar (iki ayaklılar) olduğunun da farkında değil daha. :( Anladığı kadar anlattım işte...

icerikResimler/835197571_103574.jpg

Girdiğimiz gibi yavaş yavaş çıktık dar ve karanlık merdivenlerden. Sonra başarmanın hazzını uçlarda yaşamak istedik biraz. Hem de en uçta. Rüzgârın sesine kulak verdik biraz…

icerikResimler/840457031_113991.jpg

Kimin önce gideceği belli olmayan bu hayatta, zamanınız varken imkânlarınız doğrultusunda sevdikleriniz ile beraber ya da yalnızlığınızı alın gidin önceden belirlediğiniz noktalara. Bazen çok geç olabiliyor. Keşkelerle geçebiliyor cümleleriniz…

Şimdi daha büyük bir mağaradayız. İçinde küçük su birikintileri olan ışıklandırılmış geniş bir mağara. Renkli ışıklandırmalar gizem katmış gibi bu mağaraya. Yaklaşık bir km yürüdük döndük iki km. :) Fırlamanın o kadar hoşuna gitti ki bir ara ‘’baba rüyada mıyız?’’ diye sorduğuna şahit oldum. Kim bilir hayal dünyası nasıl şeyler üretti kendi kendine. Zaten anlata anlata bitiremedi döndüğümüzde. Anlatacak bir şeyleri olması ne güzel dimi? Ya da kimsenin seni zorlamadan kendi isteğin ile gittiğin yerlerde dolanıp onu kendi dilin döndüğünce anlatma isteği. Zaten mesele de bu değil mi? Farklılaşma da burada başlamıyor mu? Hayatını kendi isteklerine göre yönlendirmek… Neyse başka konulara başka zaman gireriz…  

    

icerikResimler/841814982_17635.jpg

Bak burada bir ‘’keşke’’ dedim içimden itiraf edeyim. Daha önce hiçbir volkanik krater görmediğime ya da görmeye gitmediğime pişman oldum. Mükemmel bir görüntü. Bundan sonraki rotalarımda kesinlikle olacak emin olun. Sonra oğlumun yerine koydum kendimi, ben 35 yıl sonra gördüm o ise hayatının 4. Yılında gördü. Volkanik kraterin ne olduğundan bahsettim biraz çok hoşuna gitti, hem görüntü hem anlattıklarım. Eminim okulda bu konu geçtiğinde ben gördüm diyecek. J

İnsanlarla bağdaştırdım hemen. Ne derece doğru bu çıkarımım bilmiyorum ama! :)

‘’ Sönmüş bir yanardağ. Müthiş bir görüntüsü olsa da toprak oldukça verimsiz. Sönmüş bir kalbi olan bazı insanlar gibi. Görüntüleri müthiş olsa da içleri çukur. Hiçbir duygu yeşermeyen’’... 

Seviyorum analoji sanatını. Doğru ya da yanlış düşünme mekanizmamı geliştirdiğine inanıyorum.

icerikResimler/842758558_74051.jpg

Son olarak bir göl kenarındayız. Haritalarda küçük yanındayken büyük bir göl. :) Bizimki burayı deniz sandı tabii. Küçük bir çocuk için farkı anlamak zor, normal. Mayomuz olsa idi suya sokup yutunca anlardı farkı ama bir dahaki sefere kaldı artık…

icerikResimler/844346245_44504.jpg

Gezerken ne mi öğreniyoruz? Bak birkaç örnek vereyim… daha geçen sene doğa da dolanırken yolumuzun üstündeki karınca yuvalarına dikkat etmemiz gerektiğini anlatırdım ona. Şimdi ise o beni uyarıyor. Yolumuza bir kaplumbağa çıktığında onunla konuşuyor. Çalılarda içinde bir kuş gördüğünde onu korkutmadan geçmeye özen gösteriyor....

Canlıya saygı duymayı öğreniyor…

Oğlum & Ben

https://www.facebook.com/oglumvben/